Osmalı Devleti Duraklama Dönemi

Osmanlı Duraklama Dönemi

1579 (Sokollu Mehmed Paşa’nın Vefatı)- 1699 (Karlofça Antlaşması)

 

Duraklama Dönemi Padişahları:

III. Murat                      (1574–1595)

III. Mehmed                  (1595 – 1603)

I. Ahmet                       (1603–1617)

I. Mustafa                     (1617–1618)

II. (Genç) Osman          (1618–1622)

I. Mustafa                     (1622–1623)

IV. Murat                      (1623–1640)

Sultan İbrahim              (1640 – 1648)

IV. Mehmet                   (1648–1687)

II. Süleyman                 (1687 – 1691)

II. Ahmet                      (1691 – 1695)

II. Mustafa                    (1695 – 1703)

 

Duraklamanın Nedenleri

 

A. İç Nedenler:

 

Merkezi Yapıdaki Bozulmalar:

 

Padişahlık Makamının Bozulması;

I. Ahmet ile birlikte şehzadelerin sancak eğitimi uygulaması kaldırıldı, şehzadeler sarayda kapalı bir hayat yaşamaya başladı.

I. Ahmet Dönemiyle hanedanın en yaşlı üyesi tahta geçmeye başladı. (Ekber ve Erşed)

UYARI: I. Ahmet, sancağa çıkmadan tahta çıkan ilk padişahtır. 

 

Sadrazamlık Makamının Bozulması;

Sadrazam padişahtan sonra en etkili olan ikinci kişi idi.

Sadrazamlar, önceleri eğitim ve tecrübelerine göre seçilirken, daha sonraki dönemlerde rüşvet ve iltimas yolu ile göreve gelmişlerdi.

UYARI: Duraklama Dönemi'nde 61 sadrazam göreve gelmiştir.

Duraklama Dönemi'nde yeteneksiz kişiler sadrazamlık görevine getirildi.

Bu durum halkın devlete olan güvenini azalttı, isyanların çıkmasına neden oldu.

 

Saray Kadınlarının Yönetime Katılması;

Kimi padişahların zamansız ölümü üzerine geride tahta geçecek çocuk yaşta kişiler kalıyordu.

Veraset sisteminden dolayı çocuk da olsa bu kişi tahta geçebiliyordu.

Bu çocuk hükümdarların tahta geçmesi ile anneleri devlet yönetiminde etkili olmaya başlıyordu.

Kadınların devlet işlerinde etkinliği Kanuni Dönemi'nde Hürrem Sultan ile başladı.

Valide Kösem Sultan ve Turhan Sultanla devam etti.

UYARI: Duraklama Dönemi'nde IV. Murat'ın annesi Kösem Sultan ile IV. Mehmet'in annesi Turhan Sultan yönetimde oldukça etkili olmuşlardı.

Zamanla saray kadınları devlet adamlarının atanmasında da söz sahibi oldu.

Bu da bilgi ve beceriden yoksun kişilerin iş başına gelmesine neden oldu.

 

Orduda Meydana Gelen Bozulmalar:

 

Yeniçeri Teşkilatındaki Bozulmalar;

Askeri kanun ve geleneklere saygı gösterilmemeye başlandı.

Yeniçerilerin ve Kapıkulu Ocağı'nın bozulması ile orduya olan güven kayboldu.

Kanun-i Kadim'e aykırı askere alım işlemleri yapılmaya başlandı.

UYARI: Yeniçeri Ocağı'na usulsüz asker kaydeden ilk padişah III. Murat'tır.

Devşirme sistemi bozuldu.

Yeniçeriler çeşitli nedenlerden dolayı sık sık ayaklanmaya başladı.

Merkeze her istediklerini yaptırabilen Yeniçeriler, bazen padişahları bile tahttan indirmişti.

 

Eyalet Ordusundaki Bozulmalar;

XVII. yüzyılda Tımar dağıtımındaki adaletsizlik ve haksızlık Eyalet ordusunun itibarını zedeledi.

Dirlik araziler askerlikle ilgisi olmayan kişilere verilmeye başlandı.

UYARI: Yükselme Dönemi'nde Eyalet Ordusu Yeniçeri Ocağı'na karşı önemli bir denge unsuruydu. XVII. yüzyılda eyalet askerlerinin sayısının azalması ile Yeniçeri Ocağı güç kazanmış ve devlet yönetiminde Ocağın etkinliği artırmıştır.

Bir kısım dirlik arazi de peşin vergi amacıyla iltizama çevrildi.

 

Donanmadaki Bozulmalar;

Osmanlı donanması Kanuni Sultan Süleyman Dönemi'nde en üst düzeye ulaşmış, Barbaros Hayreddin Paşa'nın ölümüyle de giderek önemini kaybetmişti.

Denizcilikle ilgisi olmayan kişiler kaptan-ı deryalığa getirilmişti.

 

 

 

 

Ekonomideki Bozulmalar;

 

Savaş ganimetlerinin azalması.

Uzun süren ve genelde yenilgiyle sonuçlanan savaşlar.

Eskisi gibi yabancı devletlerden vergi ve hediye alınamaması.

Artan saray masrafları ve devlet ihtişamına paralel olarak lüks ve israfın artması.

Sık sık padişah değişiklikleri yüzünden ödenen cülus bahşişleri.

Tımar sisteminin bozulması.

Kapıkulu askerlerinin sayısının artması.

 

Eğitimdeki Bozulmalar;

 

Osmanlı Eğitim sistemi Avrupa'nın oldukça gerisinde kalmıştı.

Osmanlı Devleti'nde en önemli eğitim kurumu medreselerdi.

Medreselerin başında bulunan ulemalar gelişmeye ayak uyduramadı.

Medreselerde zamanla pozitif bilimler askıya alındı.

Medrese eğitimi yapmamış birçok insana diploma ve rütbe verildi.

Yeni doğmuş çocuklara müderris unvanı verilerek beşik uleması zümresi meydana geldi.

Ulemalar zamanla askerle birlikte isyanlara katılıp saraya hücum etti.

 

Toplum Yapısındaki Bozulmalar

 

Siyasi, sosyal ve ekonomik yapının bozulması ile Anadolu'da Celali İsyanları çıktı.

Celali isyanları ile merkezi otorite tamamen sarsıldı.

İsyanların artması üzerine Anadolu'da yaşayan halk şehirlere göç etmeye başladı.

İsyanların bastırılmasında kullanılan yöntemler, halkla devletin arasının açılmasına neden oldu.

 

B. Dış Nedenler:

 

İmparatorluğun Doğal Sınırlarına Ulaşması;

Osmanlı Devleti, XVI. yüzyılın sonunda yaklaşık 20 milyon kilometre kare sınır ve 100 milyon nüfus ile en geniş sınırlarına ulaşmıştı.

Üç kıtaya yayılan bu sınırların korunmasında zorluk çeken Osmanlı Devleti, bazen birçok cephede savaşıyor ve bu nedenle mevcut gücü bölünüyordu.

 

Avrupa'da Merkezi Krallıkların Kurulması;

Osmanlı Devleti Kuruluş Dönemi'nde Batı'da çok rahat ilerledi, çünkü Avrupa'da derebeylik rejimi  (küçük krallıklar) hüküm sürmekteydi.

XV. yüzyıl ile birlikte Avrupa'da güçlü merkezi krallıklar kuruldu.

Avrupa, XV. ve XVI. yüzyıllarda Coğrafi Keşifler, Rönesans ve Reform ile önemli adımlar atmış, Osmanlı Devleti'nde ise aynı gelişmeler görülmemişti.

 

XVII. Yüzyıl Siyasi Tarihi

 

Not; Bu dönemde Osmanlı Devletinin temel politikası, yeni topraklar elde etmek, Avrupa karşısındaki üstünlüğünü devam ettirmek, ıslahatlar yaparak duraklamanın önüne geçmek olmuştur. Ancak yeni topraklar elde edemediği gibi toprak kaybetmiş, Avrupa karşısındaki üstünlüğü sona ermiş, yaptığı ıslahatlar kişilere bağlı kalmış ve köklü değişiklikler yapamamıştır.

 

Osmanlı-İran Savaşları;

 

Osmanlı – İran savaşlarının temel nedeni Doğu Anadolu ve Irak üzerindeki hakimiyet mücadelesi, mezhep farkı ve İslam dünyasının liderliğini ele geçirme politikasıdır.

 

Ferhat Paşa Antlaşması (1579)

Bu antlaşma ile Azerbaycan, Luristan, Gürcistan ve Dağıstan Osmanlılara bırakıldı. Osmanlı İmparatorluğu, bu antlaşma ile doğuda en geniş sınırlara ulaşmış oldu.

 

Nasuh Paşa Antlaşması (1611)

1. Bu antlaşma ile Osmanlı Devleti, Ferhat paşa Antlaşması ile aldığı toprakları geri verdi.

2. İran her sene Osmanlı Devleti'ne iki yüz deve yükü ipek verecekti.

Bu antlaşma Osmanlı Devleti'nin elde ettiği toprakları geri verdiği ilk antlaşmadır.

 

Kasr-ı Şirin Antlaşması (1639)

1. Azerbaycan ve Revan İran'a bırakıldı.

2. Bağdat Osmanlı Devleti'ne bırakıldı.

3. Zağros Dağları iki ülke arasında sınır oldu.

Bu antlaşma ile XVII. yüzyıl Osmanlı-İran savaşları sona erdi ve bugünkü Türkiye-İran sınırı büyük ölçüde çizildi.

 

 

 

 

 

 

Osmanlı-Lehistan Savaşları

 

Balkanlardaki hâkimiyet mücadelesi iki devleti karşı karşıya getirmiştir.

 

Hotin Antlaşması (1620)

1. Lehliler ve Osmanlılar birbirlerinin topraklarına saldırmayacaktır.

2. Lehistan, Kırım Hanı'na 40 bin duka altını vergi olarak ödemeye devam edecektir.

Hotin seferi'nde Yeniçerilerin yetersizliği anlaşılmış ve ilk defa Genç Osman, Yeniçeri Ocağı'nı kaldırmak istemişti.

 

Bucaş Antlaşması (1676)

a) Ukrayna Osmanlıların koruması altında kalacak.

b) Podolya Osmanlılara verilecek

c) Lehistan her sene vergi ödeyecek

Bucaş Antlaşması, Osmanlı İmparatorluğu'nun topraklarına toprak kattığı son antlaşmadır. Bu antlaşma ile Osmanlı İmparatorluğu Batı'da en geniş sınırlarına ulaşmıştı.

 

Osmanlı-Venedik Savaşları (1645–1669)

 

Osmanlı – Venedik savaşlarının temelinde Akdeniz’de üstünlüğü ele geçirme ve buradaki ticaretten en fazla payı alma politikası vardır.

1645'te Girit yüzünden Osmanlı-Venedik savaşları başladı.

25 yıl alınamayan Kandiye Kalesi'nin alınması ile Venedikliler barış isteğinde bulundu.

Ancak uzun süren kuşatma Osmanlı Donanmasının artık eski gücünü kaybettiğini gösterdi.

 

Osmanlı-Avusturya Savaşları (1593–1606)

 

Orta Avrupa ve Balkanlardaki hâkimiyet mücadelesi temel neden olmuştur.

 

Zitvatorok Antlaşması (1606)

1. Eğri, Kanije ve Estergon Kaleleri Osmanlılarda kalacaktır.

2. Avusturya Kuzey Macaristan topraklarını elinde tuttuğu için her sene Osmanlılara ödediği vergiyi artık ödemeyecektir.

3. Avusturya bir defaya mahsus olmak üzere savaş tazminatı ödeyecektir.

4. Avusturya arşidükası protokol bakımından Osmanlı padişahına denk olacaktır.

Not: 1533 İstanbul Antlaşması'na göre Avusturya arşidükası Osmanlı sadrazamına denkti.

Zitvatorok Antlaşması ile Osmanlı İmparatorluğu Orta Avrupa'daki üstünlüğünü kaybetmiş, Avrupadaki devletlerle eşit seviyeye gelmişti.

 

Vasvar Antlaşması (1664)

a) Uyvar ve Novigrat kaleleri Osmanlılara bırakılacak, Zerinvar Avusturya'da kalacaktır.

b) Erdel Osmanlı Devleti'nde kalacak, Osmanlı Devleti ve Avusturya, Erdel'den askerlerini çekecektir.

c) Avusturya, Osmanlıların Erdel Beyi adayını tanıyacaktır.

d) Avusturya savaş tazminatı ödeyecektir.

Bu antlaşmadan sonra Avrupalılar, Osmanlıların eski gücünü kazandığını zannederek büyük bir paniğe kapılmıştı.

 

II. Viyana Kuşatması (1683)

Nedenleri:

1. Koyu katolik olan Avusturya'nın, Protestan Macarlara baskı yapması,

2. Macarların Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'dan yardım istemesi,

1682'de Osmanlı Devleti Avusturya'ya savaş ilan etti.

1683'te Avusturya üzerine sefere çıkıldı.

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, 1683'te Viyana'yı kuşattı.

Haçlı ordusunun yardıma gelmesi üzerine Osmanlı ordusu Viyana önlerinde bozguna uğradı.

Bozgunun nedenleri:

UYARI: II. Viyana bozgunu ile Kosova Savaşı'ndan sonra Avrupa'da taarruza geçen Osmanlılar, artık savunmaya geçmiştir.

Osmanlıları Avrupa'dan atmak amacıyla "Kutsal İttifak" oluşturulmuştur.

1. Merzifonlu'nun deneyimli komutan ve devlet adamlarının sözünü dinlememesi

2. Merzifonlu'nun şehrin yağmalanmasına izin vermemesi,

3. Viyana'nın güçlü surlarla çevrili olması,

4. Kırım Hanı'nın zamanında yardım göndermemesi.

 

Kutsal Bağlaşma ve Savaşlar (1683–1699)

Nedeni: Osmanlı Devleti'nin Viyana önünde bozguna uğraması ve bu fırsattan yararlanmak isteyen Hıristiyan Avrupa'nın Papa'nın önderliğinde kutsal ittifak kurarak, Türkleri Avrupa'dan atmak istemesi.

Avusturya, Macaristan ve Erdel'i alıp Bulgaristan'a girdi,

Osmanlı Devleti ile Haçlı ittifakı arasında 1683'te dört cephede savaş başladı.

Lehistan, Podolya ve Boğdan'ı, Venedik, Mora ve Dalmaçya'yı aldı.

1687 yılında II. Süleyman, 1695'de de II. Mustafa tahta geçti.

Yenilgilerin devam etmesi üzerine Osmanlı Devleti Karlofça Antlaşması'nı imzalayarak savaştan çekildi.

 

Karlofça Antlaşması (1699)

Avusturya, Lehistan, Venedik ve Osmanlı Devleti arasında imzalandı.

1. Temeşvar ve Banat Yaylası dışında kalan bütün Macaristan ve Erdel Avusturya'ya verildi.

2. Hırvatistan'ın bir bölümü Avusturya'ya verildi; Sava ırmağı sınır oldu.

3. Podolya ve Ukrayna Lehistan'a verildi.

4. Dalmaçya kıyıları ve Mora, Venedik'e verildi. Korint Osmanlılarda kaldı.

5. Antlaşmanın süresi 25 yıl olacak ve Avusturya'nın garantisinde bulunacaktı.

 

Not: Rusya, Karlofça Antlaşması imzalanırken iki yıllık bir ateşkes imzalamış ve barışa yanaşmamıştır. Amacı Kırım'a doğru ilerlemektir. Ancak, Avrupalı Devletlerin baskısıyla 1700'de antlaşma masasına oturmuştur.

Osmanlılar, Karlofça ve İstanbul Antlaşmaları'yla ilk defa toprak kaybına uğradı.

Bu antlaşmalar, Osmanlı İmparatorluğu'nun XVIII. yüzyıl genel politikasında belirleyici rol oynadı ve Osmanlı Devleti'nde Gerileme Dönemi Başladı.

 

Osmanlı – Rus İlişkileri

 

Osmanlı – Rus Savaşlarının temel nedenleri; Balkanlar ve Kafkasya’daki hâkimiyet mücadelesi ve Rusya’nın güneye, sıcak denizlere inme politikasıdır.

 

Bahçesaray Antlaşması (1681)

Ruslarla yapılan ilk antlaşmadır.

Kiev Ruslarda kalacak, Dinyeper ırmağı sınır olacaktı.

 

DURAKLAMA DEVRİ İÇ İSYANLARI ve ISLAHATLAR

 

Osmanlı Devleti'nde XV. ve XVI. yüzyıllarda da iç isyanlar çıkmasına rağmen devlet örgütünün düzenli ve ordunun kuvvetli olması sayesinde bu ayaklanmalar kısa sürede bastırılabilmişti. XVII. yüzyılda idari, askeri, ekonomik bozuklukların etki­siyle çıkan isyanların etkileri çok daha önemli oldu. Bu isyanlar karakterleri ve nedenleri yönünden üç kısımdan olmuştur.

 

İstanbul İsyanları: İstanbul isyanları genel­likle kapıkulu askerleri (Yeniçeri ve sipahiler) tara­fından çıkarılmıştır, İstanbul’da çıkan bu isyanlara bazen ulema, medrese öğrencileri ve halk da katıl­mıştır.

İstanbul İsyanlarının Çıkmasında:

Cülus bahşişi ve ulufe dağıtımında meyda­na gelen aksamalar,

Maaşların düşük değerli paralarla verilmesi.

Ocak devlet içindir" anlayışının yerine "Devlet ocak içindir" anlayışının geçerli ol­ması.

Yeniçeri ve sipahilerin, menfaatlerine ters düşen Padişah, Veziriazam ve devlet adamlarını görevlerinden uzaklaştırmak is­temeleri.

Devlet adamları ve ulemanın birbirleriyle mücadelelerinde yeniçeri ve sipahilerin kış­kırtmaları etkili olmuştur.

 

Celâli İsyanları: Yavuz Sultan Selim dev­rinde Bozuklu (Yozgat) Celâl binlerce taraftan ile isyan etmişti. Bu isyan bastırıldı ise de, daha sonra Anadolu'da meydana gelen iç isyan ve karışıklıklara Celâli İsyanları denildi. Osmanlı Duraklama Devrinde Celâli İsyanları devletin bütün kurumlarını ve toplumu olumsuz yönde etkiledi.

Yorum: İstanbul isyanları ile Celâli isyanları şahıs­lara yönelik olarak yapılmış, devlet düze­nini değiştirmek amaçlanmamıştır.

 

Eyalet İsyanları: XVII. yüzyılda Anadolu ve Rumeli dışında Yemen, Bağdat, Kırım, Eflak, Boğdan ve Erdel'de meydana gelen isyanlardır. Devlet bu isyanla­rı zorlukla bastırabildi. Feodal beyler ve yeniçerile­rin ileri gelenleri burada devlete karşı ayaklanarak yarı bağımsız duruma geldiler.

        NOT: Bu isyanları Fransız ihtilalinden sonra başlayan "Milliyetçilik" hareketleriyle karıştırmamak gerekir.  Çünkü bu dönemde MİLLİ DEVLET kurma fikri ortaya çıkmamıştır.

 

ISLAHAT HAREKETLERİ:

 

XVI. yüzyıl sonlarında devlet düzeninin ve toplum yapısının bozulması şeklindeki gelişmelerin farkına varılmış ve XVII. yüzyılda dönemin imkânlarına göre bazı tedbirler alınmıştır. Osmanlı Devlet Adamlarının Islahat Yapmak İstemelerinin Nedenleri:

Osmanlı Devletinin savaşlarda eskisi gibi etkili olamaması, devlet otoritesinin zayıflaması sonucu, sık sık isyanların baş göstermesi, ekonomik durumun bozulması gibi nedenlerle Osmanlı devlet adamları Islahat yapma gereği duydular.

 

ISLAHAT YAPAN PADİŞAHLAR:

I. Genç Osman (II. Osman) Islahatları:

Kapıkulu Ordusunun kaldırılmak istenmesi Osmanlı tarihindeki ilk ciddi ıslahat girişimidir. Ancak Genç Osman bunu hayatıyla ödemiştir.

II. IV. Murat'ın Islahatları:

IV. Murat kuvvet ve şiddet yoluyla ülkede otoriteyi sağladı. Ancak Koçi Bey'in tavsiyelerini yerine getirmeye fırsat bulamadan genç yaşta vefat etti (1640).

 

ISLAHAT YAPAN SADRAZAMLAR:

Kuyucu Murat Paşa:

Kuyucu Murat Paşa I. Ahmet devrinde sadrazam oldu. Celâli isyanları­nın çoğalması üzerine Avusturya ile anlaşma yap­tıktan sonra (1606) Anadolu'ya geçerek askeri ted­birleri almış ve altmış bin kadar kişiyi cezalandıra­rak isyanları bastırmıştır. Ancak Kuyucu Murat Paşa'nın yaptığı ıslahat isyanları temelden çözmeyi amaçlamadığı için, isyanlar yeniden çıkmıştır.

 

 

 

II. Tarhuncu Ahmet Paşa'nın Islahatı:

Tarhuncu Ahmet Paşa IV. Mehmet devrinde sadrazam oldu. 1652 yılında sadrazamlık görevine geldiğinde önce maliyeyi ele aldı. Tarhuncu bütçeyi denkleştirme için saray harcamalarını azaltmaya çalıştı. Fakat çıkarları elden giden çevrelerin faaliyetleri sonucunda idam edildi.

III. Köprülüler Devrinde Islahatlar:

Köprülü Mehmet Paşa, ileri sürdüğü şartlarla tam bağımsız bir sadrazam olarak istediklerini yapabileceği bir ortam hazırlamayı amaçlamıştır.

Köprülü Mehmet Paşa'nın politikası da Kuyucu Murat Paşa ve IV. Murat gibi kuv­vet ve şiddet yoluyla ülkede asayişi sağla­maktı.

Köprülü Mehmet Paşa'dan sonra oğlu Fazıl Ahmet Paşa sadrazam oldu (1661–1676).

Bu devirde de; Fazıl Ahmet Paşa’dan sonra Köprülü ailesinden;

Merzifonlu Kara Mustafa paşa (1676–1683)

Fazıl Mustafa Paşa (1683–1691)

Amcazade Hüseyin Paşa (1691–1699)

Sadrazamlık makamına getirilmiştir

 

Duraklama Dönemi Islahatlarının Genel Özellikleri:

XVII. yüzyıl ıslahatları fazla gelişme imkânı bulamamıştır.

Osmanlı Devleti'nin duraklamasına çö­züm getirilememiştir.

Kuvvet ve şiddet yoluyla ülkede asayişin sağlanması amaçlanmıştır.

Islahatlarda Avrupa etkisi olmamıştır.

Islahatlar şahıslara bağlı kalmış, devlet adamları görevden ayrıldığında her şey yeniden bozulmuştur.

Islahatlar halka mal edilememiştir.

Islahatlar padişahların yetersizliği, yenilik karşıtı olan Yeniçeri ocağı, ulema ve saray kadınlarının tepkisinden dolayı başarıya ulaşamamıştır. Islahatların başarılı olmamasında:

Islahat yapan devlet adamları ve padişah­ların uzun süre işbaşında kalamamaları.

Çıkarları elden giden çevrelerin entrika ve isyanlarla ıslahatlara tepki göstermeleri etkili olmuştur.

Kuyucu Murat Paşa, IV. Murat ve Köprü­lüler kuvvet ve şiddet yoluyla ülkede gü­venliği sağlamayı amaçlamışlardı.

Yorum Yaz